|
TURK DOVUS VE SAVAS SANATLARI
ABA GURESI KO-BOS
TURON
TEKE DOGUSU
GURES
JAPON DOVUS VE SAVAS SANATLARI
KARATE-DO
NANBUDO
JUDO
AIK-DO
NUNCHAKU
TONFA
BO JUTSU
JIU JUTSU
NIN JUTSU
GOSHINDO
KATORI SHINDO RYU
TAI JUTSU
JIKI SEN KAGE RYU
NAGINATA DO
KENDO
ONOHA ITTO RYU
KUSARIGAMA JUTSU
SINTO RYU
KAGAMI BIRAKI
YAWARA
SHINTAI DO
KOPPO JUTSU
SAI
KYUDO
TAI JUTSU
HAKKO RYU
SHINKENDO
IAI DO
FUNDO
JODO
SUMO
YOSEIKAN BUDO
YAGYU-SHINKAN
CIN DOVUS VE SAVAS SANATLARI
WU-SHU (KUNG-FU)
T'AI CHI CHUAN
KORE DOVUS VE SAVAS SANATLARI
TAEKWON-DO
HAP KI DO
HWARANG DO
QUAN KI DO
KUK SOOL WON
SOO BAHK-DO
CHOI KWANG-DO
VIETNAM DOVUS VE SAVAS SANATLARI
VIET-WO-DAO
QUANKI-DO
CHI-NAM
YI KING-DO
WOVINAM
MALEZYA DOVUS VE SAVAS SANATLARI
PENCHAKSILAT
PERSILAT
SENISILAT
ENDONEZYA DOVUS VE SAVAS SANATLARI
GAYUNG PATANI
FILIPIN DOVUS VE SAVAS SANATLARI
BALINTAWAK
KALI
ESCRIMA
ARNIS
BATON
TAYLAND DOVUS VE SAVAS SANATLARI
MUAY THAI
CHAIA BOKSU
KING BOXING
KRABI-KRABONG
HINDISTAN DOVUS VE SAVAS SANATLARI
KALARIPAYAT
KERALA
WARMA-KALAI
YOGA
Aikido Nedir Aikido, japon savas sanatlarindan Kenjutsu ve Aikijutsu'nun uzerine kuruludur. Modern Aikido, Morihei Ueshiba (1883-1969) tarafindan kurulmustur. Ai: Uyum, ahenk Ki: Ruh DO: Yol seklinde Turkceye cevirirsek, insan ruhunun uyum yoludur. Aikido temeli dusunmeye ve zihni bir noktaya toplamaya dayanan felsefi bir yola sahiptir. Her insanin Aikido'da kendisi icin kesfedebilecegi bir sey vardir, sizi size tanitir. Son derece zarif bir sanattir. Savasmanin sanata donusmesidir. Bu sanat icra edilirken dinamik, kinematik ve biomekanik kurallarindan faydalanilir. Aikido sizden zeka, bilinc ve devamli pratik egitim ister. Aikido'nun felsefesi pratik egitim ile ic icedir. Aikidonun teknikleri dusunce ile birlesiktir. Siz dojoda pratik calismalar yaparak bu bilince erisebilirsiniz, bu prensipleri gunluk yasamda uygulayabilirsiniz. Aikido sonu gelmez bir aydinlanma yoludur.

Aikido Felsefesi Aikido ,Japonya'da ,Morihei Ueshiba tarafindan gelistirilmis bir disiplindir. Anlayis olarak ,savas sanatlari ruhunu tasir. Eskiden, feodal yapidaki Japon toplumunda degisik sosyal siniflar mecvuttu. Koyluler ,tuccarlar,savascilar gibi... Bu sosyal guruplar icerisinde sadece savascilarin (samuray) savas sanatlari tekniklerini calismasina izin verilir ve donemin en etkili savas aleti olan uzun kiliclari ( katana ) sadece savascilar tasiyabilirdi. Varolmanin temel sarti olan guclu olmanin ve gerektiginde gozunu kirpmadan oldurmenin oldugu bu donem 18 yy sonlarinda teknolojik ve kulturel gelismeler sonunda deger yargilarinin degismesi , silah sanayiindeki gelismeler ve Japonya'nin dis dunyaya acilmasi ile buyuk bir degisim basgosterdi.. Degisen Japon toplumunda samuraylar issiz kalmaya ve toplumdaki saygin yerlerini kaybetmeye basladilar.Uzun yillar suren baski doneminin de etkisiyle Japon toplumunda savas sanatlarina yonelik bir ilgisizlik , bir antipati olusmaya basladi. Savas sanatlarindan tamamen vazgecmek onlarin yikici etkisinden kurtulmak demekti. Ama ayni zamanda bu sanatlarin icerisinde yer alan disiplin ve ruhsal gelisim metodlarinin da yok olmasi demekti. Yuzyilimizin baslarinda yasayan buyuk ustalar bu tehlikeyi gorup bir degisimin gerektigini anladilar.Ju-jitsu Judo'ya , ken-jitsu Kendo'ya donustu. Jitsu sozcugu siddet iceren , rakibi yok etmeye dayanan bir egitimi ifade ediyor. 'DO' ise bir savascinin kendini tutkulardan arindirmasi , egosunu yok etmesi ve evrendeki tum canlilarin yasam hakkina saygi gostermesinin vazgecilmez sartlarindan oldugu bir yasama bakis acisini , bir 'YOL' u ifade ediyordu. iste bu donemde pek cok hocanin yaninda degisik savas sanatlarini calismis ve bunlarda ustalik duzeyine varmis olan Morihei Ueshiba bu savas sanatlarinin icerisindeki 'gizli' gucu kesfetti.Ve bu gucun yok etmek icin degil , korumak icin kullanilmasi gerektigi fikrinden yola cikarak kendi meydana getirdigi ve aiki-jitsu , aiki-bujutsu gibi isimler verdigi sanatina 'Aikido' adini verdi. 'Ai' uyum demekti.Kisinin once kendisiyle uyumlu, barisik olmasi,sonrasinda cevresindeki herseyle , insanlarla,diger canlilarla ve tabiat ile uyum icerisinde yasamasini ifade eder.Evrendeki hersey 'BiR' dir.Bizler cok buyuk, tek bir butunun minik parcalariyiz.Ve varligimizi surdurmemiz cevremizdeki herseyin varliginin surmesine bagli. 'Ki' yasamsal enerji , ruh demektir. icimizde var olan,evrenin gucudur. 'DO' yol demektir.Yasamda benimsedigimiz tarz, yasama bakis acimizdir. Aikido,yasamsal enerji olan ruhumuzun evrendeki hersey ile uyumlu olmasi yoludur.
AiKiDO TARiHi Aikido olayi, 1883'te Japonya'da dogan, savas sanatlarinda sira disi bir yetenege sahip ve bir o kadar da dindar olan Morihei Ueshiba'yla basladi. Aikido ogrencileri tarafindan O-Sensei (buyuk ogretmen) olarak anilan Morihei, Wakayama eyaletinin Tanabe sehrinde buyudu. Babasi Yoroku Ueshiba adinda varlikli bir adamdi. Bize aktarilanlara bakilirsa Yoroku guclu ve savas sanatlarina merakli biriydi. Uc kiz cocuktan sonra dunyaya gelen Morihei tek ogluydu. Genc Morihei saglik acisindan sorunlu buyudu. Bu zayifligini kapatmak icin babasi tarafindan bedenini guclendirmeye tesvik edildi. Egitimi orta okulun baslarinda kesilen Morihei 17 yasina gelince baba evinden ayrilip Tokyo'da bir kirtasiye dukkani acti. Bu sirada ilk savas sanati egitimini aksamlari gittigi Tenshin Shinyo Ryu Jujutsu okulundan aldi. Bir yil sonra sitmaya yakalanarak isini birakmak zorunda kaldi ve iyilesebilmek icin Tanabe'ye geri dondu. Tokyo'da ticaretin kendisine gore olmadigini anlamisti. Japonya-Rusya savasi yaklasirken 1903'te orduya yazildi. Ordudaki sungu antremanlarinda savas sanatlarina olan yetenegi beliriverdi. Askerligi sirasinda Osaka'ya giderek Yagyu Shingan Ryu kilic stilini calisti. 1906'da askerlik hizmeti bittikten sonra bile zaman zaman Tanabe'den kalkip Osaka'ya kilic calismaya gitti. Sonra ki yillarda genc Morihei yasamina bir anlam vermeye calisti. Babasinin yore gencleri icin Kodokan'dan getirttigi bir judo hocasiyla calisti. Yine de Tanabe'de sonsuza kadar kalmaya niyeti yoktu. O donemde Japon Hukumeti fakir ve bos olan Hokkaido'ya yerlesmek isteyenlere maddi yardimda bulunuyordu. Maceraya duskun Morihei, 1912'de elli iki ailelik bir grubu organize ederek yola cikti. Grup bugunku Shirataki sehrinin bulundugu yere yerlesti. Kislarin cok sert gectigi Shirataki'de yasam cok zordu. Agac kesmek ve tarimi gelistirmek gerekiyordu. Bu zor kosullar Morihei'nin hosuna gidiyordu. Tanabe'li hemsehrilerine rehberlik ve yeni gelenlere danismanlik yapmaya basladi. Yine de bu donemin en onemli olayi Aikido'nun dogusuna yol acacak Sokaku Takeda'yla karsilasmasi oldu. Birkac yil once Sokaku Takeda, Hokkaido'ya jujutsu ogretmek amaciyla yerlesmisti. Morihei 32 yasindayken, ilk kez 1915 subatinda Engaru sehrinde karsilastilar. Morihei iyi bir dovuscu olmustu ancak bu yeni hocanin seviyesine yaklasamiyordu. Takeda'nin sanati olan Daito Ryu Jujutsu'nun gucu ve karmasikligi karsisinda buyuk bir hayranlik duymustu. Morihei bu sanati ogrenmek icin cok zaman ve para harcadi. Hatta ozel ders almak icin Takeda'yi evine davet etti. Bu miktar oylesine onemli meblalara ulasti ki babasindan yardim istemek zorunda kaldi. Kisa zamanda diploma alarak en iyi ogrenciler arasina girdi. Morihei, Sokaku'yu "Eski zaman savascilarinin sonuncusu" olarak nitelerdi. iyi savascilarin anavatani Aizu'da dogmus, babasindan erken yasta yakin dovus, kilic ve mizrak tekniklerini ogrenmisti. Takeda'lar Daito-Ryu dovus metodunu Aizu'lara borcludurlar. Daito-Ryu saray ici savunmasi icin yaratilmisti. Hukumdarin huzurunda ayakta durmak yasakti ve Suwari Waza (diz cokerek yapilan) teknikler buradan dogmustu. Meiji devrimine siddetle direnen Aizu Klan'i imparatorluk gucleri tarafindan yok edildiginde Sokaku adli cocuk calilarin arasina saklanarak kurtuldu. Ono-ha itto-Ryu kilic okulunu ogrendi. Ogrendikleriyle ulkeyi dolasip yenilmezligini ispatlamaya koyuldu. Yendigi ustalarin ogrenci ve akrabalari tarafindan surekli takibedildi ve hayati tehlikelerle gecti. Tanidigi bir cehre kapida belirene dek seslenir yoksa misafir geldigi eve girmezdi. Kendisine sunulan cayi once ev sahibi tadarak zehirsiz oldugunu gostermeliydi. Eski gelenekler boyleydi. Sokaku Takeda da gecmiste yasiyordu. Birgun insaat iscilerinin demirli sopali kavgasinin icine dusmus, kendisine saldirildigini zannederek birkacini kiliciyla safdisi birakmisti. Kilici polis tarafindan alikoyulunca da icinde gizli bir bicak olan bastonuyla dolasmaya basladi. Evden her ayrilisinda akrabalarina "Beni beklemeyin, donmeyebilirim" derdi. Uyurken elinin altinda ya bir bicak ya da demirden savas yelpazesi bulundururdu. Siklikla da kabuslar icinde uyanirdi. insanlar hakkinda garip ve guclu onsezileri vardi. Savas bilgisi kanunsuzlarinkol gezdigi Hokkaido'da polisin cok isine yaradi. Morihei ustasiyla dort yil gecirdi. "Otuz kadar savas sanati calistim. Daito-Ryu Aiki Jujutsu haric hicbiriyle uc aydan fazla ugrasmadim" derdi. Antremanlarina, 1919 araliginda babasi Yoroku'nun agir hasta oldugu haberini veren telgrafla aniden ara verdi. Shirataki'deki evini, mobilyalarini hocasina birakarak (vererek!) asla Hokkaido'ya donmemek uzere Tanabe'ye dogru yola koyuldu. Yol uzerinde Ayabe'ye Oomoto-Kyo tarikatina ugradi. Burada buyuk shaman Onisaburo Deguchi'ye (1871-1947) rastladi. Rahibin babasini bekleyen olumuyle ilgili sozleri onu derinden etkiledi. Deguchi'nin kendine has bir evren olusumu aciklamasi ve insanin tanrisal kimligi inanisi vardi. Birbirlerine cabuk isindilar. Morihei babasina karsi olan son gorevini yerine getirip ailesini yanina alarak Ayabe'ye yerlesti ve Oomoto-Kyo meditasyon metotlarini, kototama sarkilarini, seramik ve guzelyazi ogrendi. Oomoto-Kyo'nun ogretilerinden biri de "Sanat = Din" dusuncesidir. Morihei'ye verilen gorev bahce isleri ve kimyevi ilac kullanilmadan sebze meyve yetistirilmesiydi. Kendisi icin bir de dojo insa edildi. Burada rahipler ve askerler, ozellikle de deniz kuvvetleri mensuplari antreman yapiyorlardi. 1920 nisaninda ikinci oglu dogdu fakat bir yil sonra iki oglu da hastalanip olduler. Bir kizi kalmisti. 1921'de esi Kishomaru'yu dunyaya getirdi.
Dogus sanatlarina ait bircok efsaneler vardir.Bu efsanelerden birinin beyanina gore yaklasik 600 sene kadar once Hindistan'da maddi olanaklari cok olan bir Hintli yasarmis.Bu sahis silahsiz mucadeleye karsi cok buyuk bir ilgi duyarmis. O devirde bu sanatlarla ilgili biri olmadigi icin, yasantisinin buyuk bir bolumunu ormanda vahsi hayvanlar arasinda gecirmis.Burada vahsi hayvanlarin doguslerini incelemis.Etutleri neticesinde, her hayvanin kendine gore birtakim dogus metodu oldugunu gormus.Aslanin guclu pencesini,pence vurdugu zaman adalelerinin calisma seklini,saldirma durumunda kukremesini ...Dogusen iki kedinin hucum ve mudafaa enstantenelerini,vahsi kuslarin gaga, pence ve kanat darbelerini insan vucuduna adapte ederek kendine ozgu bir dogus sistemi yaratmis. Bu darabelerin daha etkili olabilmesi icin insan vucudunun zayif noktalarini bilmek isteyen Hintli kolelerin vucutlarina igneler batirarak denemeler yapmis. Tabiatiyla bu arada yuzlerce kole hayatini kaybetmis.Hintli ise insanin vucudundaki tum hayati noktalari ogrenmis. Bu dogus sistemi o zaman, askeri, haydutu, tuccari, gezgini ve silahla calisan butun kitleler tarfindan calisilmistir.Aradan yuzyillar gecti fakat bu sanatlar gunumuze kadar ulasti. Nasil mi? Budist manastirlari ve rahiplei sayesinde. O zamanin ileri gelen zengin tuccarlari, hazinelerini bu manastirlara emanet ederlermis.Bu cok buyuk serveti muhafaza etmekle gorevli olan rahipler, gorevlerini yerine getirebilmek icin ibadetten artan tum zamanlarini harp talimi yaparak gecirmisler.Ve giderek ulkenin en buyuk silahli gucu haline gelmisler.Bir zaman gelmis butun manastirlar birleserek ulkenin idaresine ve ellerindeki hazineye el koymaya karar vermisler. Boyle bir ortamda butun mihraceler birleserek ordularini manastirlara saldirtmislar ve uzun savaslardan sonra rahipler yenmisler. Bundan sonra bir kanun cikarilmis.Bununla rahiplerin silah tasimalari yasaklanmis.O devirde soyguncu ve haydutlarin sayisi pek fazlaymis ve yolda yakaladiklari herkesi oldurup soyarlarmis. Bunlar icin kurbanlarin din adami olmalarinin bir onemi yokmus. Bu yuzden silah tasomalari yasak olan rahipler, silahsiz mucaddele sanatina onem vererek gelistirmisler.bir gun rahip cin'deki Honan sehrine budizm ogretmek icin gidip Shaolin-Su (Japonlar bu tapinaga Shorin-Ji derler). tapinaginda budizm ogretmeye baslamis. Bu rahip ne kadar farkli olursa olsun butun efsane ve tarihceler tarafindan kabul edilen Bodhibharma idi. (japonlar duruma Taishi derler).Cinlileri cok uyusuk ve gerek zihni bakimdan, budizimi anlamiycak kadar zayif bulan Bodhibharma budizimin daha kolay anlasilabilmesi cin Zen bidizimini icat etti. Zen in tercumesi kisaca " Aydinlatmadir.Fakat bir cok cince kelime gibi "Zen" sozcugununde cok derin ve cesitli manalari vardir. Kafa calismalari icin Zen i bularak budizimi kolaylastiran Bodhibharma uyusuk bir bedenle,kafa calisti.Fakat budizimde yaptigi degisikligi yakin dogusede uyguladi ve dogus tekniklerine zen prensibleri ilave etti. Ona gore eski dogus tekniklerinin sisteminin tekniklri ruhsuz birer kalipti ve kondisyon calismasi bakimindan iyi olmakla beraber kafa calistirmak icin yetersizdiler.Mucadele tekniklerinin birde felsevi yonu olmali idi. Bu sekilde yep yeni bir mucadele sanati meydana getiren Bodhibharma, o gune kadar isimlendirmeden calisan yakin dogus sanatini ilk defa isimlendirdi. Ve CHU'UAN-FA (ilk yol)ismini verdi.(Bazi kaynaklar Bodhibharmanin sistemini Shaolin-su boksu diye isimlendirir. Bodhiharmanin manastirindan yetisen rahiblerin mezuniyet imtihanlarina ait cok ilginc bir hikaya vardir.dogus sanatini ogrenen ogrenci o gune kadar hic gormedigi bir koridora sokulurmus bu koridorda , tuzaklardan baska, ellerinde cesitli silahlar tutan 108 tane tahta heykel varmis ve mekanizmalarini calistiran noktaya basan kisiye iki uc tanesi birden veya yerine gore birer, birer cesitli yonlerden ve aniden saldirirlarmis, cikis kapisinin onunde ise yanan bir sopa ve uzerinde oklar haline gelecek kadar kizdirilmis demir bir kab varmis.Butun tuzaklari atlatan ogrenci en son olarak bu kabi bileklerinin ic taraflari ile tutup kaldirarak baska yere koymak zorundaymis.Bunu da yaptiktan sonra cikis kapisindan canli olarak cikmaya muaffak olan ogrencinin, bileklerindeki yaniklar iyilesince , yanik yerlere iki dovme islenirmis. ( Bir kola Ejderha, digerine kaplan ) bu yaniklar ve dovmeler Chi-u an-fa veya Shaolin okulunun diplomasiymis ve rahip sadece kollarini kaldirip isaretlerini gostererek kendisini rahatsiz eden kisileri uzaklastirabilirmis. Bu imtihandan gecmemis olan bir rahibinde manastir sinirlari disina cikmasi katiyen yasakmis.
Bir gun Huwei-ch'uan adli birisi Kanton sehrinde Shaolin boksu ogrenmek icin gelmis ve onbes yil manastirda kalmis fakat bitirme imtihanina her ne sebebtense katilmamis bazilarina gore ani olarak ailesini gormek icab etmis, bazilarina gorede korkmus ve manastirdan kacmis...Kendi memleketine donen Hu wei-ch'uan Hua-ch'uan (cicek eller )isimli bir okul kurarak,manastir disinda ogretilmesi yasak olan sanati ogretmeye baslamis ve mucadele sanati Cin'e bu yolla yayilmis.
Cin'de bugun bile yedi,sekiz lehce kullaniliyor ve hepsi ayni yaziyi kullanmalarina ragmen degisik sekilde telaffuz ederler.Kuzeyde yasayan Cin'li guneydekinin, doguda yasayan mucadele sanati da, yayildikca isim degisikligine ugradi. Bazi bolgeler Kung-fu bazi bolgeler Kempo dedi yani bircok kisinin, Cin Boksu, Kempo, Kung-fu veya Cin Karatesi diye farkli seyler zannettigi sistem ayni sistemdir. Tabi bu sistem de isminin degisikliklere ugramasi gibi teknik bakimdan da bazi degisikliklere ugramistir.Fakat bu degisiklikler teknigin yapisinda olmayip calismalarina verilen onem sirasinda olmustur. Her bolgedeki okul kendine gore onemli gordugu bir tek teknigi alarak islemistir.Mesala: bir okul parmak vurusunalarina onem vermistir, baska bir okul da el yani (SHUTO VEYA SUDO) ile yapilan teknikler uzerinde ihtisas yapmistir.
Dogus sanatlari Japonya'ya tahmini olarak M.S. 1500yillarinda Cin, Kore, Okinawa adasi yoluyla gecti.Dogus sanatlarinin gecisi cesitli tuccar ve din adamlarinin vasitasiyla olmussada zamanla bazi Okinawa -Te (Okinawa'nin elleri) diye isimlendirildi ve cok sonralari Gichin Funokoshi tarafindan modernize edilerek KARATE (bos el) ismini aldi.
KARATE
Tanımı ve Tarihcesi : Karate-Do, silah olarak cıplak ellerin ve ayakların kullanıldıgı bir mücadele sanatıdır. Okinawa’da dogmus ve Japonya’dan tüm dünyaya yayılmıstır. Karate, Okinawa adasında yüzyıllardır calısılmakla birlikte Japonya’ya girmesi 1920’li yıllarda, dünyaya yayılması ise ancak 1950’li yıllarda baslamıstır.
Karate-Do’yu farklı kılan ‘Do’ yani felsefesidir. Karate-Do, Usta-cırak iliskisi icinde insanların vücutlarını calıstırırken, karakterlerinin saldırgan ve kötü yönlerini temizler. Karate-Do nezaket, saygı ve disiplin üzerine kuruludur. Bütün antrenmanları toplu halde Bayrağımızın selamlanmasıyla baslar ve Bayragımızın selamlanmasıyla bitirilir. Karate-Do calısmalarında aslolan saglıklı vücuda sahip, disiplinli, saygılı, Bayrak ve Vatan sevgisini kalbinde tasıyan nesiller yetistirmektir.
2. Stiller : Japonya’da yayılmaya başladigi 1920-1930 yillarında Karate-Do, calısılan ustanın ya da dojonun (salonun) adıyla birlikte anılmaya baslanmıstır. Bunun nedeni ise ustaların Karatede önem verdikleri noktaların ve ögretilerinin birbirlerinden farklı olusudur. Bugün dünyada 80’in üzerinde karate stili çalısılmakla birlikte W.K.F. (Dünya Karate Federasyonu) 4 ana stili resmen tanımaktadır. Bunlar:
o Shotokan
o Shito-Ryu
o Goju-Ryu
o Wado-Ryu’dur.
Ülkemizde W.K.F.’nin tanıdıgı 4 stilin hepsinde de Karate çalısmaları yapılmaktadır.
3. Türkiye’de Karate-Do : Türkiye’de Karate-Do ilk defa 1960’ların ortalarında tanıtılmaya baslanmıstır. O yıllarda Judo, Karate, Aikido, Jiu Jutsu teknikleri karısık olarak Türk subaylarına gögüs gögüse mücadele kapsamında gösteriliyordu. Mücadele sporlarına Judo ile baslayan Sn. Hakkı KOÅAR 1970’li yıllarda Karate calısmalarına agırlık vermistir. Sn. Hakkı KOSAR’ın sebatlı calısmaları ile Türkiye’de karate calısmaları Shotokan stilinde baslamıstır. Halen aktif olarak 55 ilimizde karate calısılmaktadır. Türk Karatesine hizmet eden antrenörlerimizin yetistirdigi sporcular Avrupa ve Dünya Sampiyonu olmuslardır. Türkiye Karate Federasyonu bünyesinde yabancı antrenör ve sporcu bulundurmamaktadır.
4. Karate Calısmaları : Geleneksel Karate calısmaları üc ana grupta yapılır :
Kihon : Temel teknik çalısmalarına verilen isimdir. Antrenör tarafından anlatılan Karate teknikleri sporcu tarafından uzun süre bol bol tekrar edilerek vücuda adapte edilmeli ve vücudun doğal refleksleri haline getirilmelidir.
Kata : Karate tekniklerinin belirli bir mantıga göre zincirleme dizilisinden olusmus, Karatenin bütün inceliklerini ortaya koyan hareketler toplulugudur. Cıraklıktan ustalıga gidildikce zorlasan katalar, calısılan stile göre sayısı ve özellikleri göre farklılıklar gösterir.
Kumite : Esli çalısmalardır. Kihon ve Kata calısmalarında ögrenilen tekniklerin uygulamasıdır. El ve ayak vurusları, ayak süpürmeleri ve blok teknikleri uygulanırken rakibe asla vurulmaz. Tüm teknikler son derece kontrollü olarak uygulanır. Karatede kisinin ustalık derecesine göre gittikce zorlasan degisik kumite calısmaları vardır.
TARIHCE
Dövüs sanatları tarihi; M.S. 540 yıllarında halk arasında Bodhidharma, Cin'de Tamo adıyla tanınan Daruma Taishi adlı Hintli bir kesisin Cin İmparatorunu görmek icin Hindistan'dan Cin'e aylar süren cetin seyahati ile baslar. O tarihlerde Cin İmparatoru halkın Budizmi ögrenebilmesi için ülkesindeki Budist kesislere Budist metinleri, Sanskritceden Cinceye cevirttiriyordu ve İmparator bu asil projenin kendisini Nirvana'ya ulastıracagını düşünüyordu. Daruma ise baskalarının tarafından sizin adınıza yapılan iyiliklerin, sizi hedefinize ulastırmayacağı düşüncesindeydi, bu yüzden İmparator'dan ayrılarak Honan eyaletindeki Budist metinlerin cevirisinin yapıldığı manastıra gitti.
Efsanevi Saolin Manastırları
Manastır, yanmıs bir ormanın kalıntıları içine insa edilmisti. İmparatorun bahcıvanları manastırın insa edildiği tarihlerde ormana yeni agaclar da dikmislerdi. Bu yüzden manastıra 'Yeni Orman' - Saolin (Japoncası 'Shorin'dir) adı verilmisti.
Daruma Taishi
Manastırdaki kesisler tüm gün boyunca masaların üzerine eğilerek Budist metinlerini kayıt ve tercüme ediyorlardı. Hareketsizlikten bütün eklemlerinde atrofi oluşmuştu. Fiziksel ve zihinsel olarak o kadar körelmis ve gücsüz durumdaydılar ki en basit meditasyon egzersizini dahi yapamıyorlardı. Daruma onlara vücuttaki ki (içsel enerji) akısını düzenleyen ve fiziksel gücü artıran bir dizi hareket ögretti. Yoga hareketlerinin hafifletildiği bu hareketlerde Hindi-Cin ikonografisindeki 18 ana hayvanın (ejder, kaplan, yılan, turna, maymun, peygamber devesi, leopar vb.) hareketleri esas alınmıstır. Bu hareketler Saolin Kung-fu stillerinin ve Cin Kemposunun temelidir.
Ryu Kyu Adaları
Su anda Japon toprakları olan Ryu Kyu adaları Japonya adası, Kore yarımadası, Cin ve Taiwan'ın arasında; Doğu Cin Denizinin tam ortasındadır. Ryu Kyu adalarının en büyügü ve eski Ryu Kyu Krallıgının merkezi olan Okinawa Adası konumundan dolayı yüzyıllar boyunca Doğu Cin Denizindeki deniz ticaretinin merkezi olmuştur.
Ryu Kyu Adalarının Genel Görünümü
Okinawalılar cok eskilerden beri Te adını verdikleri el anlamına gelen bir savunma sistemini calıcmaktaydılar. Bugünkü modern karatenin kökeni Okinawalıların yüzyıllar içinde cin dövüs sanatlarının etkisiyle de sekillenen Te formuna dayanmaktadır. Okinawa adasında karatenin bu ilk formlarının nasıl ortaya cıktıcı konusunda hicbir bilgi olmamakla birlikte adaya gelen gezgin Saolin kesisleri ya da Saolin manastırlarında egitim görmüs Okinawalılar tarafından getirilmis olabileceği bir ihtimaldir. Elbette Te'nin Okinawa insanının birikimlerinden ortaya cıkmıs olması da bir ihtimaldir. 1300'lü yıllarda Cin Tang Hanedanlığı döneminde Okinawa Cin'in bir uydusu haline gelmişti. Iste bu tarihlerdedir ki Cin kültürü yogun olarak etkisini göstermeye basladı. Dünyanın her yerinde olduğu gibi, Cin'den ticaret icin gelen gemiler Okinawa'nın liman kentlerine sadece mallarını değil, kültürlerini de tasıyordu. Cinli gemiciler ve tüccarlarla adaya taşınan Cin Kemposunun adada calısılan ile Te etkilesimi ile ortaya melez bir sistem çıktı : To-De ya da Karate.
Silahların Yasaklanması
1429 yılında Sho Hashi Okinawa'da hüküm süren üc krallıgı birlestirdi. 1477'de halefi Sho Shin Okinawa'daki feodalizmi yıkarak bütün derebeylerini baskent Shuri'ye topladı ve askeri gücler haricindeki herkesin kör bıcaklar da dahil olmak üzere silah tasımasını yasakladı. Bu yasaklama kutsal amaclar taşıyordu. Sho Shin insanların sanat ve felsefe ugraşmalarını istiyordu. Fakat bu, silah olarak sadece cıplak el ve ayakların kullanıldığı Te'nin gelisimini hızlandırdı.
17. yüzyılda Ryu Kyu Krallıgı, Japon Satsuma Kabilesi tarafından istila edildi. Bu Ryu Kyu Krallıgının sonuydu ve Okinawa Adaları bir daha asla bagımsızlıgını kazanamadı. Okinawalı Samuraiların silahlarına el konuldu ve silah edinmek, kullanmak ve tasımak yasaklandı. 1609 yılında gelen bu yasak daha genis kapsamlıydı ve dövüs sanatları calısılmasını da yasaklamıstı. Korsanlardan ve saldırganlardan korunma ihtiyacıyla yüzyüze gelen ve cıplak ellerinden başka silahları kalmayan samurailar Te çalısmalarına agırlık verdiler. 300 yıldan fazla süren yasaklama döneminde karate asil sınıfınca büyük bir gizlilikle ve sadece anlatım yoluyla calısıldı. Ustalar genelde aile fertlerinin ya da akrabaların oluşturduğu kücük gruplara öğretiyordu ve yazılı hicbir kayıt tutulmuyordu. Cogu Okinawalı karatenin nerede ve nasıl ögretildiğinden habersizdi. Silahların yasak olması karatenin dejenere bir sanat olmasını ya da sadece basit bir bedensel egzersiz formuna dönüsmesini önleyerek; uygulamada pratik ve etkili olmasını saglamıstır. Bu ikinci yasagın karatenin gelisimini asıl etkileyen dönem oldugu sanılmaktadır. Okinawalılar günlük islerinde, tarımda, avda kullanılan bo (sopa), kama (orak), surujin (bir ucuna ağırlık baglı av için kullanılan ip ya da zincir - bolo), tonfa (kenarı tutamaklı kısa sopa), kuwa (capa) gibi aletlerin ölümcül bir silah kullanıldıgı Kobudo sanatını da yine bu devrede gelistirmis olmalılar.
Naha, Shuri ve Tomari
Karate calısmaları Okinawa'nın üc sehrinde farklı sekilde gelismistir. Bu sehirlerdeki Te calısmaları zamanla birbirlerinden oldukca farklılasmıs ve Shuri-Te, Naha-Te, Tomari-Te şeklinde sehirlerin adıyla anılmaya baslanmıstır. Günümüzün modern karate stilleri, bu sehirlerin baslı basına birer ekol haline gelen karate calısmalarındaki farklılıkları yansıtmaktadırlar. Peki, aralarında sadece birkac kilometre mesafe olan bu üc sehrin karatelerini birbirlerinden farklılastıran sebep nedir? Bu tamamen sehirlerin farklı toplumsal yapıları ve Cin’in agırlıklı olarak etkilesim icinde bulundukları bölgelerine baglıdır.
Zamanla Okinawa Karate’si iki ana gruba ayrılmıstır: Shuri-Te ve Tomari-Te’nin karakteristiklerini yansıtan Shorin-Ryu ve Naha kentinden cıkan Shorei-Ryu. Shorin, Saolin’in Okinawa dilinde okunuşudur. Shorei ise aynı kelimenin kırsal kesimlerde telaffuz edilen halidir ve her ikisi de ‘Yeni Orman’ anlamına gelir. Bu isimler bile Okinawa karatesinin Cin orijinli dövüs sanatlarından ne kadar etkilendigini göstermektedir.
Gizli Kalmıs Bir İnsanlık Mirasının Ortaya Cıkısı
Satsuma isgali 1875 yılında sona erdi, Japonya Okinawa'yı bir eyaleti olarak tanıdı ve dövüs sanatları calısmalarındaki gizlilik ortadan kalktı. 1902 yılında bir Shuri-Te ustası olan Yasutsune Itosu Okinawa halkına ilk karate gösterisini yaptı. Sonraları Usta Itosu’nun cabalarıyla Karate Okinawa’da ilkokullara beden eğitimi dersi olarak girmistir.
Okinawa sanatını tanıtmak üzere Japonya’ya giden Gichin Funakoshi, 1917 yılında Kyoto’daki Butoku-den’de bir karate gösterisi yaptı. Bu ve takip eden gösteriler, karate ilk defa Okinawa’nın dısına tanıtıldıgından karate tarihindeki en önemli olaylardır ve pekcok Japon’u etkiledi. 1921’de Funakoshi, Prens Hirohito’ya bir ziyareti sırasında Shuri Kalesinde bir karate gösterisi yaptı. Bu Okinawa sanatında oldukca etkilenen Prens raporunda bundan bahsetmistir.
1922 yılında Judo’nun kurucusu Dr. Jigoro Kano, Funakoshi’yi meshur Kodokan dojosunda bir gösteri yapmaya davet etti ve karate öğretmek üzere Japonya’ya yerlesmesini istedi. 1921’de Choki Motobu, 1929’da Kenwa Mabuni ve daha bircok Okinawalı karate ustası Japonya’ya göc ederek sanatları buraya tasımıslardır. Okinawalı ustalar hicbir zaman sanatlarının bazı kurallar altında sportif müsabakalarda kullanılacagını düsünmemislerdir.
Kung-fu Nedir? Kung-fu yanlizca bir mucadele sanati olarak dusunulmemelidir. Kung-fu'nun ozunde toplumsal acidan cok onemli bir oz yasam felsefesi gizlidir.Gerekli egitimini almis bir kung-fu'cu ancak gercek bir tehlike durumunda fiziki reaksiyon gosterir ve bu reaksiyonda amac saldirgani oldurmek ya da yoketmek degil aksine ona onemli derecede zarar vermeksizin onu etkisiz hale getirebilmek olmalidir.Sunu belirtmekte yarar vardir ki,alcak gonullu olmayan,kibirli,fesat, riyakar insanlar asla Kung-fu satini ogrenmeye ve ogetmeye basarili olamazlar.Zira Kung-fu ince ve asil bir ruh yapisi ister. Yuzlerce Kung-fu stilinin kuruculari,kendilerine ozgu dogus bicimlerini olustururken o gunlerde bilinen insan iskeleti yapisindan ve geleneksel tedavi yontemlerinden de faydalanmislardir.Cin'li uzmanlarca uygulanan tedavi yontemlerden birisi de acinin bedendeki sinirlere bastirilmak suretiyle durdurulmasidir.yani acinin dindirilmesidir ve buna tip ilminde akupress denir.Bu uc basinc yontemini cok iyi bilen Kung-fu ustalari basinc noktalarini ve canli sinir bolgelrini bastirmak konusundaki bilgilerini savunma araci olarak dogus yontemlerindede uyulamaya basladilar. Kung-fu'da tatbik edilen hareetlerin hemen hepsi vahsi hayvanlarin hareketlerinde alinmistir.Kung-fu'nun daha etkili bir dogus sanati olamasinda baslica rol oynayan hayvanlar;kus,kartal,flamingo kusu ve turna kusu,maymun,kaplan,geyik,ayi,yilan,kedi ve benzeri hayvanlardir. Kung-fu ustalari ormalarda uzun sren gozlemler yapmislardir, hayvanlarin kendi turleri ile olan mucadeleleri izlemisler ve onlarin vurucu teknikleri ile ozelliklerini incelemislerdir. Bodhibharma'nin gelistirmis oldugu 18 ahip egsersizi ve 24 kas oyunu yaginlasmistir.Kung-fu'nun yayilmasinda ettkin olan diger br usta ise Chang-San-Feng'dir.(13. ve 1. yuzyil) Chang usta "Yumusak el" Tai-Chi stilinin kurucusu oalrak bilinmektedir.Bu usta Hupei eyaletindeki Wu-Tang daginda derin meditasyon icerisinde yasamaktaydi.O burada Shaolin golge boksu adini verdigi Wu-Tang Fai stilini gelistirmistir.Daha sonra Tai-Ci-Chuan ortaya cikmistir. Hayvanlar yuzyillar boyunca Kung-fu ustalarina ilhan kaynagi olmuslardir.Ve bu ustalar ir takim vahsi hayvanlarin ozelliklerini kavrayarak bunlari mucadele sanatlari ile birlestirmis ve boylelikle kendilerine ozgu dogus bicimleri dogal yir icerisinde gelismistir.bunlari kisaca ozetletecek olursak: Kaplan: Gucu ve hizi sayesinde ormandaki diger vahsi hayvanlar karsisinda ustunluk saglar. Kaplan stili kemikleri guclendirir. Turna kusu: Kanat vurusu ve gaga atmasi ile dusmani yener. Turna kusu stili sinirleri guclendirir. Maymun: Diger hayvanlardan korunmak icin dikkaati dagitmak, sasirtmak gibi yeteneklere sahiptir. Maymun stili cevikligi ve esnekligi gelistirir.
Yilan: Durur uygun pozisyonu bekler ve firsatini bulunca darbesini indirir, yaani sokar.
Yilan sitili ic enerjiyi gelistirir.
Geyik: Sicrayarak tekme atar ve boylelikle kendini savunur.
Ayi: Aci kuvveti ve tirnaklari ile rakiplerini perisan eder.
Ayi stili vucudun direncini ve fiziksel gucunu arttirir.
Leopar stili kaplan ozelliklerini tasir uretkenligi arttirir.
Peygamber devesi stili refleksleri gelistirir ve ani ataklari da gelistirir. Sadece bu hayvanlarin degil, ormandaki tum hayvanlarin (karincadan kelebege) kendine has bir savunma mekanizmasi vardir. Onlarin bu hareketleri incelendi, denendi ve zamanla kung-fu nun temel hareketlerini olusturdu.
Canli basinc noktalarini incelemek, organik gucu kullanmak ve duzgun soluk alip vermenin saglik acisindan faydasi kung-fu egitimini olusturan parcalar idi. Tum bu konulara esit oranda onem verilmektedir. Bu yuzden degisik kung-fu stilleri ortaya cikmistir.
Hatta, bazi buyuk ustalarin dusmanlarina acisini sonradan hissttiren vuruslar yaptigi rivayet edilir. Yani darbeyi alan kisi bir muddet sonra aci cekmeye baslardi. Gunumuze kadar gelen bu soylentilerin gercek yada gercek disi oldugunu kimse ispat edemez.
Klasik kung-fu gunumuze kadar "olduren dokunus","celik el" gibi oykulerle gelmistir. Yani el celik gibi olmaliydi ve bu guce erisebilmek icin doguscunun bir cok deneyden gecmesi gerekiyordu. "olum vurusu" veya "olduren dokunus" ise kung-fu ustasinin bir parmak darbesiyle rakibini oldurebilecegi inanci idi.
Kung-fu stillerinin her biri genelde bu hayvan stillerini bir yada bir kacina dayanir. Her stilin ayri bir ozelligi oldugu icin Cin de ustalar bu stillerin bir kacini birden ogrenmeye caba gosterirlerdi. Zira bu stillerden bir kacini bilen artik olumsuz yenilmez bir doguscu olarak kabul edilirdi.
ikinci Dunya Savasindan sonra Cin de koministlerin ve milliyetcilerin mucadelesi sirasinda kung-fu ustalarinin buyuk bir kismi Mao yonetimindeki Kizil Cin de kalirken, bir kismi da milliyetcilerin komutani Marasal Can Kat Sek (chan Kai Shek) ile Tayvan adasina (Milliyetci Cin) yerlestiler.
Kung-fu'da Hayvan Stilleri ve cesitli sistemler
Shaolin manastiri Kung-fu sanatinda cok onemli bir yer tutar;fakat bir cok kaynak Cin'de ve diger Asya ulkelerinde yaygin olan,TAOiZM, OUiETiZM,HEDONiZM,HiNDUiZiM,KONFiCYUSiZM,TiBET LAMAiZM'i,BUDiZM ve bir cok budist tarikat ve felsefenin, Bodhibharma dan once dogus sanatlarina onem verdigini soyler. Butun bu din ve felsefelerin,savas sanatlari talimlerine zaman ayirmalarinin bazi mantikli sebebleri vardir. 1-Yazimizin basinda Hintli rahiblerin devamli olarak haydut ve asilerin tehdidi altinda oldugunu belirtmistir.Durum Asya'nin her yerinde boyledi ve sanatlari oncelikle savunma araci olarak talim edilmeye baslandi. 2-Bir cok din ve felsefe,sadece akli calisma yapmanin yetersiz oldugu,akli gelismeyi saglamak icinde fiziki olarak da mukemmel olamak gerektigi gorusundeydi.Bu gorusden yola cikarak savas sanatlari bedeni dinclestirmek icin calisildi. 3-Yukaridaki maddeye bagli olarak bir cok tarikat da sava sanatlarini Budizim'in Saolin manastirinda yapigi gibi kendi felsefelerinin pratik etme uslerinde biri olarak kabul ediliyordu. 4-Bir cok din ve felsefe arasinda da,zaman zaman ufak savaslara donusen devamli bir surtunme vardi.Her tarikat,bu yuzden kendi sistemini gelistirdi ve yabancilardan titizlikle gizledi. Savas sanatlari ile budist felsefe o kadar kaynasmisdiki, Cindeki butun buda heykelleri uclu yapilmistir.Buda orta da dururken iki yanindaV iki tane savasci rahib,savas anatlarinin el pozlai ile gerekirse Budayi korumaya hazir halde beklerler. Cesitli sistemlerin teorileri: Dogus sanatlarinin ilk temel teknikleri, geyik,kaplan,ayi ve maymun hareketleri taklit edilerek gelistirilmistir.Bu hayvanlarin kesin olarak neyi sembolize ettikleri bilinmiyor fakat Cindeki inanclara gore soyle bir siralama yapabiliriz: Geyik: Cabuk hareketleri,saglam ve dengeli yuruyusu ile adim atis zarefetini. Kaplan: Kuvvet ve dinamizmi, sertlik ve vahseti. Ayi: Saglam yapiyi,cesaret ve guclulugu.
Maymun: Hareket kabileyeti, zeka ve kurnazligi.
Kus: Yakalanmamayi,zaif gaga vuruslarini.
Bodibharma ya ait cok yaygin bir efsanedeonunEjderha,yilan,kaplan, leopar ve turna kusunun hereketlerini topladigini soyler.
Bodhibharma nin bu konuda yapmis oldugu bir aciklama gunumuze kadar ulasamamistir;fakat ogrencileri,onun bu hayvanlarin hareketlerini asagidaki sebeblerden dolayi topladigini soylerler.
Ejder hareketleri:
Degisik hareketlerin kombinesi ile ortaya cikmistir.Bu hareketler, kuvvet kullanmadan,alt kaindan baslayan nefeslerle birlikte yapilir. Akil,ruh ve vucudun tam bir isbirligi gerekir.Hareketler uzun, akici ve devamlidir.
Kaplan hareketleri:
Kemiklerin ve adelelerin inkisafina dayanir.Bu hareketlerin tatbik edilmesi,Ejder hareketlerinin zittidir.butun sistem,siddet,kuvvet ve dinamik gerilim uzerine insaa edilmistir.Kisaca cevik,sert e karali bir sekilde yapilirlar.
Leopar hareketleri:
Surat ve kuvvet kobinesi ile kurnazlikla uygulanan cevik ve cabuk tekniklerdir.Umumiyetle dar duruslar ve sikili yumruklar kullanilir.
Yilan hareketleri:
Denge,kondisyon ve dayanikliligin glistirilmeine dayanir.Nefes yavas, yumsak ve uyumludur.hareketler dalgalar halinde ve daha ziade parmaklarla yapilir.
Turnakusu hareketleri:
Vucut ve ruhun inkisafi gereklidir e hareketler umumiyetle tek ayak uzerinde yapilir.Bu hereketlerde dengeli duruslar cok onemlidir.
Yukarida ozetlenen hareketlere zamanla fil,at,arslan vs. gibi hayvanlarin taklitleri de ilave edilmistir.Butun bu gelismeler Saolin oncesi ve Saolin doneminde gerceklesmistir.
Gunden gune gelisen kung-fu,yayildikca,yapildigi bolgeye ve yaptiran hocanin vucut,karekter yapisiyla savas sanatlari anlayisin agore degisen farkliliklar kazanmaya basladi ve bu sekilde dahada degisik bir suru sistem turedi.Bu sistemlerin yapilislari yukarida anlatilan hayvanlar ile yakinen alakalidir.Sunu da hatirlatmak gerekir ki, yukarida ki tarifler bir cok bir cok sistemin ana karekterini olusturmustur;fakat yukaridaki tarif sadece tekniklerin yapilisini anlatir.Yoksa,mesela cegirge gardi,kaplan pecesi vurusu,leopar yumrugu gibi isimlere sahip teniklerde vardir.Bu teknikler isimlerini, yapilis veya durularinin bu hayvanlarin hareketlerine benzemesinden alirlar ve her teknik,her sistemde kulanilabilir.Yani leopar yumrugu isimli vurus, yilan hareketlerini ana karekter olarak kullanan bir okulda da kullanilir; fakat yukarda anlatilan yilan hareketlerine uygun olarak. Bu yuzden teknik isimleri hareketleri umumi karekterlerini anlatan isimler birbirine karistirilmamalidir.
MOOK JONG
Mook Jong (agac mankenlerle) antrenman yapilmasi Cin'in Guney kesminde uygulanan stillerin tamamlayici bir unsurdur.Shaolin tapinagi mucadele ogrenimi icin buyuk avantajlar sunan agac mankenler nedeniyle un yapmisti. Efsaneye gore,tapinagi terk etmeden once,rahipler kazndiklai yeteneklerini ispat etmek icin bir seri gosteriler sunmak zorundadirlar.Mook Jong(tahta manken) bu gosterinin bir bolumunu olusturuyormus.Uzun bir koridorda bri cok manken siralanmis olup rahipler bu mankenlerle teker teker mucadele temek zorunda imisler.Mankenlerde teknik bakimdan guclukler mevcuttu.Rahipler boylece tapinagin temsilcileri olmaktaydilar;onlarin gosterdikleri yukek teknik duzeyi meshur olmalarini sagliyormus. Mook Jong (Agac manken) bir antrenman paronerinin yerine gecmemekle birlikte cok yararli bri calisma aracidir.Bu mankenler uygulanan stil ne olursa olsun adres,hassasiyet,koordinasyon,yetenek,cabukluk ve guc gibi farkli noktalarda gelismemize yardimci olmaktadirlar.O halde manken bize potansiyel gucumuzu islah etme olanagi verir,cunku hasarlanmadan,yaralanmadan hangi tip atak veya savunma oluirsa olsun direnc gosterir. Mook Jong sitilere gore degisiktir.Hocalar kendi mankenlerini uyguladiklari teknige uyarlarlar.Bu nedenledir ki muhtelif mankenler elde ediyoruz.Ornegin Shaolin tapinaginin bunyesinde,ayni zamanda kendi agac makenini de kullanan guneyin buyuk diger bir sistemini bulmak da mumkundur.(Choy Lee Fut)
TESPiT
Uc tespit tipini elde etmis bulunuyoruz: 1.ncisi ic antrenman icin.Bu,duvara tespittir.Tomruga destek gorevi yapan ve ona hafifce kayma olanagi veren iki travers. 2.ncisi dis antrenmanla ilgilidir.Tomruk yukarida izah edilenden cok daha buyuktur.Dip kismi sivri olarak yontulmustur.Bu sivri uc yere cakilir.Bugun yine ayni tekniklerden yararlaniyoruz.ic antrenman icin tespit prensibi.Tomruk buyuk bir mesnete tespit edilir.
3.ncu tespit ic ve dis antrenman icin amaclanmistir.Tomruk iki travers uzerine tespit edilmistir.
MOOK JONG'UN KULLANiMi
Wing Chun'da uc ciplak seklini uygulamaktayiz,bunlardan ikisi silahlidir.Onlardan her biri teknigimizi,enerjimizi ve bir seklin incelenmesi,egitimi icin gerekli katkiyi saglayacak her seyi gelistirmeye yardimci olmakatadir.
iste,agac manken seklinin varlik nedenlerinden biri budur.
Agac manken ayrica mucadelede de adale gelistirmede de kullanilmaktadir.Mucadelede kullanilan tum teknikler once mankende incelenebilir.Agac mankenler hasimla yapilan alis verisde objektif olmayi saglar.Claismada cesitli ataklar gelistirir ve uygun savunma sistemi bulunur.Tekrarlanmalar nedeniyle uygulayici otomatizm hareketler kazanir.Boylelikle teknik performansi artar ve gelisir.Muhtelif anlarda kavrama sekilleri vardir.ilk basta,uygulayicilar mankenleri onem tasimayan,basit bir calisma araci olarak dikkate almislardir.Sonralari,108 teknik ve varyantlarini ogrendikleri zaman bu cansiz mankenlere karsi gorusleri degisti.
uygulayaci kendi savunmaini yapmasi icin durmaksizin ataklar yapmak zorunda kaldiklarindan mankenle calismak ayri bir onem tasiyor.Burada hayal gucu onemlidir.Hayal gucu zengin oldugu oranda uygulayaci calisacak maddeye sahip oluyor.Her seyin bir tersi vardir.Mankende de kendine ozgu uyumsuzluklar bulunmaktadir.Mankenin agactan olmasi ve sert yapiya sahip olmasi onemli bir handikaptir,eksikliktir.Kollarinin ve bacaklarinin sert olmasi hareketlerin akiskanligini engellemektedir.
Yine,uygulayici bu uygunsuzluklarin onlenmesi icin boslukta calismak zorundadir.Bu calisma ona kazanilmis snek hareketlere yaniden kavusma ve onlai iyilestirme olanagini verir.
Mook Jong apayri bir egzersizdir.Uygulayana mucadele sanatini ne iyi tarzda ogrenme ve anlama olanagi veren bir egzersiz paletini sunar.
Wing Tsun Nedir? WingTsun (Turkce de ving cun diye okunuyor) dogus sanati 250 yildan fazla bir sure once rahibe NG Mui ve sanata adini veren guzel Yim Wing Tsun tarafindan gelistirilmistir. Sanatin ozu, cok daha guclu rakiplere karsi kendini koruma isteginden ortaya cikmistir. Bunun dogurdugu dusunceden yola cikarak rakibin gucune karsi degil ama rakibin gucunu kullanarak isleyen bir dogus sistemi gelistirilmistir. Sonucta bu iki bayan, oldukca gelismis olan dogus sanati teknikleri sayesinde yasadiklari zamanin en guclu erkekleriyle yaptiklari dogusleri kazanabilmisler. O zamandan sonra WT pratik olarak sadece aileler ve klanlar icerisinde ogretilmistir. 1972 yilinda olen buyuk usta Yip Man ayricalikli olarak Cinli ogrencileri egiten son WingTsun ogretmeniydi. Yip Man in en sonuncu usta ogrencisi Leung Ting tarafindan guncellestirilmis olan bu dogus sanati sistemini gunumuzde, tum dunyada altmistan fazla ulkede ogrenen on binlerce uye bulunmaktadir.
WingTsun (WT) sistemi kendini savunmanin en etkili ve tutarli seklidir: WingTsun fiziksel veya akrobatik yetenekleri temel almamaktadir ve dolayisiyla da zayifin gucluye karsi kendini savunabilmesine olanak saglamaktadir. o Dokunma duyusuna dayali olan reflekslerle ortaya cikan WingTsun kendini savunma hareketleri ile rakibin gucu rakibe karsi kullanilabilmektedir. Bundan oturu WingTsun doguscusu dokunma duyusuna karsi hassastir, doguscuyu yaniltan gorsel yonlendiricilere karsi degil. o WingTsun oyle bir yapidadir ki birisi az sayidaki hareketle etkili bir sekilde dogusebilir. WingTsun sistemi hicbir kisitlama yada kuralin olmadigi bir kendini savunma durumunda etkili sekilde uygulanabilecek yapidadir. o Cabukluk, kullanilan daha az sayidaki hareket vs. WingTsun'u gelmis gecmis en hizli dogus sanati sistemi yapmaktadir. WingTsun un konsantrasyon egitimi, nefes ve meditasyon egzersizleri, fitness, kondisyon ve saglik gibi daha pek cok artilari vardir.
WingTsun dogusun bes asamasini da kapsamaktadir:
1. Asama -ayaklarla dogus (tekme mesafesi)
2. Asama -ellerle dogus (yumruk mesafesi)
3. Asama -dizler ve dirseklerle dogus
4. Asama -tutma, kaldirma, atma vs.
5. Asama -yer dogusu
Sistemin hiyerarsisinin en tepesinde dort WT ilkesi bulunmaktadir:
BiRiNCiSi: EGER YOL ACiKSA iLERLE!
Boyle yaparak durumun kontrolu elde tutulabilir. Rakibi onun guvenlik sinirini gectiginde artik saldirganlik biciminin bir onemi kalmaz ve bu durumda WT doguscusu evrensel cozum de denilen dogrudan atakta bulunur. WT agresif savunma stratejisini izler.
iKiNCiSi: EGER TEMAS VARSA ONA YAPiSiK KAL!
Eger rakibi WT doguscusunu ilerlemesinin hemen ardindan durdurmayi basarirsa WT doguscusu rakibiyle temasini korur.
UCUNCUSU: YOL VER!
Rakipten gelen fiziksel temasa tepkimizi, dokunma duyusuna dayali reflekslerle (Chi Sao) vermekteyiz. Rakibe gore olan ve ona dogrudan uyum gosteren bu pasif savunma refleksleri saldiridan dogan enerjiyi etkisiz kilar. WT yumusak stilden bir dogus sanatidir.
DORDUNCUSU: EGER RAKiP GERi CEKiLiRSE TAKiP ET!
ileriye dogru devamli bir itme oldugundan, tipki her bos alani dolduran su gibi bir kisi de acilan her uygun noktaya ileri dogru girer. iste bu sekilde dorduncu ilke ileri dogru olan daimi itmenin sonucunda ortaya cikar. ikinci ve ucuncu ilkeyi kavrama yetenegi Chi-Sao yoluyla kazanilir. Tum dort ilkenin bir araya getirilebilmesi de Lat-Sao yaparak kazanilir. Hareket repertuari WT Formlari ile kazanilir.
JUDO NEDiR
Judo nun kelime anlami:
Judo iki kelimede olusmaktadir.JU-DO.
JU:Esneklik,yumusaklik manasindadir.
DO:Yol demektir.(Uul,sitil,kaide,sitil gibi.)
Bu iki kelime birlestiginde esneklik,yumusaklik yolu olarak kelime kurulur.
Rakibin kuvvetinden istifade ederek,buna kendi kuvvet,denge ve teknigimizide katarak rakibi firlatma -bogma,kirma ve yerde tutarak pes ettirme sureti ile rakibine karsi galip gelme sanatidir.
Ornek:
Rakibimiz guclu bizi itiyor, biz buna karsi koymuyor ve ona uygar gibi gozukup cekiyoruz ve dengemizi ayarlayip rakibin dengesini bozup yere firlatiyoruz.
Judo'nun tarihcesi
Judo 1882yilinda Japonya nin baskenti Tokyo da Dr. Jigaro KANO tarafindan kurulmustur.Judo'nun esas cikisi jijutsu 16.yy. sonlarinda Japonya'da yaygin olan bir nevi spor turu idi.Bunu biraz daha detayli olarak incelersek;
Japonya da meji donemi vardi. bu donemde birkac yil oncesindeki feodal donemde sinif farkliliklari bulunmaktaydi. iste boyle bir donemde savascilar ve halkin arasinda zaman zaman catismalar olmaktaydi. Halk bu savascilara karsi silah kullanmaktaydi. 1871 yilinda halktan olanin kilic kullanmasi yasaklandi. Dogal olarak halk da kendini savunmak icin vucutlarini (el-ayak)kullanmaya basladi. Daha sonra bu savunmalar belli metotlarla uygulanmaya baslandi. Bunlar kucuk okullarda ogretildi. Bu okular da 17.ve 18.yy. da cok yayginlasti. Bu okullara DENSO denilmekteydi. Bu okullarda belli teknikler ogretilmeye baslandi. Bu tekniklerden Kumi Uchi Jijutsu sanatinin gelisiminde buyuk rol oynadi. Bu dogus ve savunma sanatinin sert ve sakatlayici yonleri bulunmakta idi ve guc daha on planda idi.
Jigaro Kano adinda bir japon genci gucluye karsi koyabilecek metodlar aradi. Kendisinin ufak tefek yapili olmasi onu boyle dusuncelere sefk ediyordu.kito-Ryu ve Tensin-Shinyoryu adli okularda cesitli hocalardan ders aldi.Daha sonra belli bir caga gelince kendi okulunu kurdu. Burada Jijutsu'nun sakatlayici ve sert yanlarini sadelestirdi.Okuluna ise KODOKAN adini verdi(1882).Bu okuldan Judo sporunu yaymaya basladi bu gun ayni okul Tokyo'da 8 katli bir universite olarak calismalarini devam ettirmektedir.
Taekwondo Nedir? Mantigin dogus sanati olarak tabir edebilecegimiz Taekwon-Do,kelime olarak.el ve ayakla yapilan vuruslarin ilmi,felsefesi anlamina gelir.Bunu soyle acikliyabiliriz.TAE.Ayak vuruslari,KWON: el vuruslari Do.isebu dogus sanatinitatbiki esnasindaki izlenilecek yolun ve dogusun felsefesi degerlerinin genel adidir.Kisi istedigi kadar esnek ,istedigi kadar guclu el ve ayak vuruslarina sahip olursa olsun eger do kurallarini uygulamiyor ve bu sporu sadece dogus sporu olarak goruyorsa Takwondocu sifati tasiyamaz.Zira taekwondo bir saldiri degil savunma sporudur.
Dusunulecek olursa;eger Do olmasaydi,kati duygu ve dusunceye sahip kisiler ki , bu insanligin olusundan beri vardir,ogrendikleri teknikleri ve calismayla elde ettkleri gucu gunluk yasantilarinda hoslanmadiklari kisilere uygulardi.Yine eger Do olmasaydi, yetistirilen ogrenciler toplum icinde birer patlamaya hazir bomba gibi dolasa bilirlerdi.iste Do'nun onemi budur.Hersporcun denetlenmesi zordur.Ancak onlari yaptiklari sporu kisiye temiz ahlak ustun karakter,sabir ve dayaniklilik kazandirdigi olgusu asilanirsa basari elde edilir.Taekwondo ,selam ile baslar selam ile biter.Sporcuda aranan en onemli nitelik saygi ve disiplindir.
Yeni basliyan bir ogrenciye dogal olarak egsersizler ve disiplin ortami zor gelebilir. Ancak siki ve disiplinli bir calisma ile sonuca yaklasilir. Bu surenin uzunlugu manevi yapisina gore ogrencinin sabir ve dayanikliliginin gostergesi olarak bu vasiflari kazanmasini saglar.
Basariya ulasmak icin ogrenci sabirli ve dayanikli olmak zorundadir.Bunun baska alternatifi olmadigina gore,basarabilen ogrenci belki farkinda olmasada ,sabir ve dayaniklilik gibi gercektende insanligin ihtiyaci olan iki vasfa sahip olmus olur TAEKWONDO calismalari birkac kisimdan olusur.1=poomse 2=Hyank:Temel teknik kurallari,kultur fizik, temel teknik calismasi,ellik calismasi,ikili calisma 3=Musabaka 4=Kiris tir.
Taekwondo'nun Tarihcesi
insanlar ve hayvanlar kendilerini korumak icin kuvvetli icgudulere sahiptir..Disaridan gelecek saldirilarda vucudun hayati kisimlarini korumak icin ic gudusel olarak bir yana kacar veya egilirler.Taekwondonun esasi kendini korumak icimn boyle,basit vucut sekillerinin cesitlemelerinden olusmustur..Bu nedenle taekwondonun kaynagi dunya uzerinde insan neslinin basladigi ilk gunlere kadar gider.O zaman lkar hayatta kalmak icin fiziksel guc gerekli idi. Sonrada kisinin kendisini disaridan gelen saldirilarda ve yasam sartlarinin gelistirilmesinde koruyucu icin onleyici tedbirler almasi bir gereksinme haline geldi.
Taekwondonun savunmada saldirici bir sanata donusmesi boyle sosyal gecisten kaynaklanmistir. Taekwondo tecrube ,akil ve hayal gucu esasina dayanan bir gelismeden sonra simdiki savas sanati haline gelmistir.Gecmisteki ve simdiki tarihcilerin su andaki taekwondonun atasi sayilan taekyon,Soobakhi ve Soobyokta 'nin detayli tekniklerini kavrayamamalari sonucu tarihi gelisimi ihmal etmislerdir.Taekyon ve Soobak hakkinda bircok kayitlar olmasina ragmen tarihciler bunlari guresle karistirma hatasina dusmuslerdir. Taekwondo toresel bir kulturun ayrilmaz bir parcasi olarak,Kore tarihinin uzun devrelerinden gecmistir.Taekwondonun kulturel ozelliklerle birlikte ulusal bir savas sanati olarak kalabilmesi bir mucize olarak gorulmektedir.Tas oymasindan olusan bati kulturu savaslar boyunca ayakta kalmis ve bugune kadar muhafaza edilmisken,uzakdogu kulturel eserleri savaslar boyunca devamli tahrip edilmislerdir.Cunki bunlarin cogu tahta meteryallerdir.Bu nedenle cok acidirki Tumuli'nin yeralti odalarinda sadece taekwondoyu resimliyen birkac duvar resmine rastlayabiliyoruz.Halbuki bunlardan cok daha fazlasi gunumuze kadar kalabilirdi. KOGORYO HANEDANiNDA TAEKWONDO DUVAR RESiMLERi
Kogoryo devrinin Kakjeochong ve mooyongchong mezarlarinin duvar resimlerinde Taekwondonun izleri gorulur.Tongmyongseonwang'larin krali Joomong m.o. 37 yilinda KOGORYO'yu kurmustur.Kogooryonun baskenti Hwandesong yani bugunku Tungkow'da idi.424 yildir yani m.s. 3 yilindan m.s. 427 baskent Pyongwan'a tasinana kadarki duvar resimlerini gosterirki baskent Mancuria'daki Hwandseong'da iken taekwondo cok populer bir spor idi.Ondan sonra Kogooryo devrinde adetleri gosteren resimlerle mezarlari suslemek yayginlasti.Boylece halk arasinda populer spor olan taekwondo duvar resimlerinde gosterildi.Samsilchong duvar resimlerindede gosterildigi gibi savascilar istilacilara karsi mucadele etmek icin bu hunerlerle egitiliyordular.Taekwondonun duvar resimlerinde sekillendirildigini goz onune alarak tahmin
edebilirizki,duvar resimleri yapilmadan onceKogooryo halki cok onceden savas sanati biliyordu ve taekwondo ruhu halkin kafasinda derinlere kadar kok salmisti.
SiLLA DEVRiNDEN HWARANGLARi VE TAEKWONDONUN KANiTi(BELGELERi)
Kogooryodan 20 yil sonraHyokkeose Silla hanedanini kurdu .Fakat baslangicta kuvvetli dusmanlarla cevrilmis okadar zayif bir ulke idiki topraklari dadece simdiki Kyonsang do bolgesinden yani kore yarimadasinin guneydogusundan ibaretti .Fakat silla guclu uluslara yenilmedi. ve kurulusundan itibaren 992 yil gibi uzun bir sure yasadi.
Sillanin Hwarangi cennet icin dini torenler duzenliyen kendilerini savas sanatlarinda egiten ve ulkelerinin korunmasi icin bir kaynak temin etmek uzere ruhlarini islah eden bir gurup savasci idi.Silla ulke icin onemli hizmetkarlari askere almak icin Hwerang sisteminden baska eleme sistemi olmadigi icin cesitli gunluk testlerden gecerek seckin kisiliklerini,durustluklerini gosteren bircok onde gelenler,Hwaranglar arasindan secilirdi.
Soobaktaki yani simdi taekwondonun atasi maharetler bu testlerden biri idi.Silla'nin savascilari okculuk ,at biniciligi,avlanma ,nisan alma ve taekwondo dahil ay takvimi ile 16 Temmuzda baslayip 15 Agustos'ta sona eren yillik ulusal festival sirasinda cesitli sporlar yaparlardi.
Taekwondonun mevcudiyetinin diger bir kanitida Sillanin baskenti olan Kyongjoo'daki bir budist tapinagi olan Seokkooram'in tas kabartmasinda gorulebilir.
Silla'nin ulusal dini Budizm idi ve WONHYO ve ViSANG gibi bir cok buyuk rakip onceden Hwarang idiler.Seokooram'in girisindeki budist kabartmalarin Taekwondo durusunda olmalari o devirde Taekwondonun ne derece etkin oldugunu kanitlar.
Jewangoongi kayitlarinin bir bolumunde rakiplerin birbirlerini tekmeledikleri ve celmeledikleri bir BiGAKSOOL sanati oldugunu kaydeder.3 cesit tekmeleme vardi.Birisi rakibin vucuduna ayakla tekmelemedir.Digerleri ise hasmin omuzuna ve en iyiside hasmin basina atilan tekmedir.
Diger tarihi dokumanlar Silla,Kogooryo ve Baekje bolgelerindeki Soobyokta,Kwonbaek,Byon ve Tagyok gibi degisik isimlerle adlandirilan savas sanatlarida oldugunu kanitlar.
BAEKJE SAVAS SANATi
Derlerki bir ulusun ruhunu folklor yansitir,degisen zamanlarinikide savas sanatlari ve oyunlari yansitir.Kogooryo,Baekje ve sille birbirleri ile karsilasirlarken ve Cinde etkisini yarimada uzerinde saglamlastirmaya calisirken Baekjede Sille ve kogooryo kadar savas sanati dokumanlari birakmistir.Sangook-sagi ve diger tarigi dokumanlar Baekje krallari Onjo M.O? M.S.28 Biryoo(?-M.S.334) ve Ansin(?-M.S.405)savas sanatlarini destekledgini belirtir.
Tum Baekje ulusu binicilik,okciluk ve taekwondo sporlarinin seviyordular.Sadece subaylar ve askerler degil,tum halk savas sanatlarinda egitilmis birer usta idiler.
Baekje M.O. 18 de kurulusundan itibaren 642 yil yani 31.kral Uija'ninSilla ve Tang(Cin) guclerine yenildigi 660 yilina kadar yasamistir.Baekjede taekwondonun varligini kanitlamak icin Kogooryo ve silla'dan daha az delil olmasina karsin yinede taekwondonun varligini inkar edemeyiz.Cunki taekwondo ayni cagda diger iki ulkede son derece yaygin bir spordu ve Koryo devrine kadar (918-1392) iyi muhafaza edilmisti.
Nitekim kralligin Okkoo eyaletine ait bir kalh siirinde Jeolla-bookdo mahalli sarkisinda sozu gecer
Elin sanati kilicin kullanisi gibidir.
General Chock bunu askeri bir sanat olarak ogrenmistir.
Eger iki elin birtek gecisi inkar edilirse
Goz acip kapayana kadar kisi kafasindan olur.
KORYO DEVRiNiN SOOBAKHiSi
Koongye'nin bir hizmetkari olan Wang-Keon 918 yilinda Koongye'yi tahttan indirerek Koryo'yu kurdu.O sirada Silla generali Kyon-Hwon Baekje'yi kurdu ve daha sonra Koryo'ya teslim oldu.Fakat sonra 2.kral Mloojong ve ondan sonra gelenler 18. kral Uijong'a kadar askeri kisilere karsi ayirim yaparak sadece ilim adamlarini ustun tuttular.Bu ayirimda Jeong-Joongboo'nun ihtilali ile sonuclandi.
Askeri kisiler kraliyet yargilarini karistiran yagcilik ve fesatliklari olan ilim adamlarini saf disi ettiler ve saglam bir krallik kurmak icin calistilar.Jeong-Joonboo Yi Uimin'inde dahil oldugu taekwondonun bircok ileri gelenlerini kontrolunde bulunduruyordu Yi uimin taekwondoda oylesine mukemmeldiki,kral Jeong ona iltifat etti ve ozel generallige yukseltti ve kral sarayinda ozel taekwondo gosterileri seyrederek eglendi.Yukaridaki tarihi katitlarin isiginda taekwondonun halk arasinda epeyce yaygin oldugu ve hemen hemen herkesin Soobakhi sporundan hoslandigi anlasiliyor.
Bir ilginc olayda baskomutan Moon Yoobo'nun damadi yuzbasi Doo Gyongseong'inhic taekwondo yapmamis olmasi idi.Kayinpederinin taekwondonun tehlikeli ve maceraperest insanlarin yaptigi bir spor oldugunu soylemesinden dolayiDoo Gyonseog bu tur bir tutum icine girmisti.Bunun dusinda taekwondo ulusal bir spor olarak tanitildi.
Yi HANEDANiNiN RESiMLi SAVAS KiTABI
Taekwondonun elistirilmesi ile Kore ulke olarak onemini arttirmistir.Taekwondo tarihi ile ilgili belge ve eserler Kore tarihinin buyuk bir kismini kapsamaktadir.Kogooryo,Silla,Baekje ve koryo hanedanlarindan sonra bu tur eserler Yi hanedani doneminde dahada genis bir sekilde ele alinmis ve gelistirilmistir.
1790 da kral Jeongjo'nun hukumdarliginin 14.yilinda Yi Deokmoo'ya savas sanatlari onusunda resmi bir kitap derlemesi emredildi.Savas kitabinda Taekwondo ve cesitli tipte silah kullanimi tanimlandi.Subay olmak icin hukumet sinavindan gecmek isteyenler ,diger basvuranlardan en az 3 tanesini yenmek zorunda idi ve kral Teojong taekwondo karsilasmalarini izlemekten hoslanirdi.
Tarihi bir kayda gore imparatorluk japonyasinin kusatmasi sirasinda 700 vatansever ,kusatan askerlere karsi ciplak elle savastilar.oyle soylenirki bu vatanseverler taekwondo uzmani idiler.Bolgelerarasi bir sinir cekismesi oldugu zaman nihai hatti taekwondo karsilasmalariyla cizerdiler.Bu olay taekwondonun halk arasinda ne kadar yaygin olduguna dair iyi bir ipucu verir.Buna ragmen Yii hanedaninin daha sonraki yillarda ulusal gucu,ilim adamlarinin ayirim yapici hukmu ve politik hiziplesmeler arasinda surekli kan davasi sonucu zayifladi.Boylece taekwondo uzmanlari guc gurubundan ayrildilar.Ve savas sanatlari genellikle halk arasinda yapilmaya basladi.Yi hanedaninin cokusunden sonra japonlar Kore'yi istilaya baladilar.Ve taekwondo meraklilari mucadelelerini istilacilara karsi yapmaya basladilar.
1943 yilinda Judo,Japon karatesi ve Kung-fu Kore'ye tanitilmis ve 1945 yilinda korenin bagimsizligina kavusmasina kadar Kore'de yaygin bir hale gelmislerdir.Daha sonralari bir kisim Koreli ,Taekwondo tekniklerini sistemlestirip gelistirmek icin caba sarfetmislerdir.16 Eylul 1961 tarihinde Kore Amator Sporlar birligi ile birlesti.Taekwondo ilk olarak Ekim 1962 de 43.ulusal oyunlar kapsamina alinarak Ulusal atletik oyunlar icine alinmasi resmen kabul edildi.
Kore taekwondo birligi baskanligini KiM UNYONG yurutmekte idi. 30 Kasim 1972 de Dunya taekwondosunun merkesi Kukkiwon acildi. ilk taekwondo sampiyonasi 25 Mayis 1973 de 17 ulkenin katilmasi ile bu merkezde yapildi.Katilan ulkeler: Avusturya,Kanada,Cin,Fransa,Bati Almanya,Hong-Honk,Japonya,Fildisi sahilleri,Malezya,Meksika,Flipinler,Singapur,Amerika Birlesik Devletleri,Kamer,Uganda,Kore)
ilk dunya taekwondo sampiyonasinin degerlendirilmesiyle,taekwondonun yanlizca fiziksel gucu gelistirme degil,ayni zamanda kendni savunma ve cagdas ruh anlayisini one surenspor liderleri Dunya Taekwondo Federasyonunu kurmuslardir.Kore taekwondo birligi baskani ilk Dunya Taekwondo Federasyonu baskani olarak secilmistir.Kukkiwonda 28 Mayis 1973 te 17 ayri ulkenin temsilcisiyle toplanan Dunya Taekwondo Federasyonu baskanligina UN YONG getirilmistir.
CiN KUNG-FU'SU iLE VE JAPON KARATESi iLE iLGiLi BELGELER
Bazilari taekwondonun bir cin savunma sanati olan Kung-Fu dan gelistirilerek ortaya cikarildigini zannederler.Oysa Cin belgelerine gore bu savunma sanati,budist Saint Dalma'ya ait Cin'in Honan eyaletinin Tungpung kentindeki Hisilin mezarindada belirtldigi gibi sadece fiziklsel calisma olarak duzenlenmistir.
Saint Dalma ,520 yillarinda Cine geimil ve Hisialoin mezarlarida kendini savunma sanatini ogrenmek icin 9 yil harcamistir.Bu nedenle 3-427 yillari arasindaki Kogurya hanedanina ait duvar resimlerinde taekwondoya ait calismalar goruldugunde bunun Cin kung-fu'sundan esinlenerek yapildigi iddia edilemez.
Japon savunma sanati olan karatenin Taekwondo ile ilgisini belirleyen kesin bir kanit yoktur.Karetenin dogusu konusunda iki temel aciklama bulunmaktadir. birisi Cen-Yuan -Pin adli,son Ming kralligi doneminde yasamis ve Kung-fu yu Cin'den getirmis bir Cin asilli liderin bu sporu Japonlara malettigi seklindedir.Digeri ise Okinowa'da yapilmakta olan savunma sporu Okinovatenin gelistirilerek Karate haline getirilmesi ile olusmustur.
Okinatavenin gelistirilmesi ile elde edildigi tartismasina girmeden bu husustaki gercekleri goz onune sermek icin Coson(Li hanedaninin diger adi) 'un tarihi belgelerine bakmak yeterli olacaktir.
O zamanlar Korede Subok adi ile bilinen taekwondo buyuk bir onem kazanmis ve bu nedenle Okinova halki tarafindan kolayca benimsenmisti.Bunda en onemli etken daha onceleri Kore'deki "Gordum Oyun'un Okinovali halka kolayca benimsetilmis olmasiydi.Bu durumda Japon karatesinin taekwondodan esinlenerek gelistirismis olabilecegi dusunulmektedir.
Taekwondonun bu onemi Koguryo ve Silla'dan sonra 918 yilinda kurulan Koryo hanedani doneminde de surdurmus
ve Yi hanedanina kadar 475 yillik bir cagi geride birakmistir.
CAPOEiRA NEDiR?
______Ayni Amerikada oldugu gibi bir zamanlar Brazilyada da koleler vardi. Bu koleler ozellikle seker ve patates isciliginde agir sartlarda calistiriliyordu. Kolelerin oldugu zamanda yaklasik iki milyon zenci Afrikadan Brazilya'ya getirildi. Bu koleler Afrika'nin degisik kesimlerinden geliyorlardi dolayisiyla degisik kulturlere sahiptiler. Uc ana noktada toplandilar: Bahia, Recife ve Rio de Janeiro. Rio'da ve Recife'de bircok degisik etik gurubun olusturdugu koleler bir araya geliyordu, zaman zaman bu gurublar kendi aralarinda bir birlerine dusman oluyor ve bu da bir dayanismayi imkansiz kiliyordu. Koleler bir zaman sonra hicbir zaman kurtulamayacaklarini anladilar ve kacmaya basladilar. Recife'de 40 kadar kole ayaklandi beyaz adamlari oldurduler ve kole kamplarini yaktilar. Daha sonra kendilerine kole tuccarlarindan saklanabilcekleri guvenli bir mekan bulmaya karar verdiler. Aylarca suren yolculuk sonunda guvenli oldugunu dusundukleri bir mekana ulastilar. Uzun ve dayanikli palmeya agaclarinin cevreledigi bu mekanda ilk Afrika Toplulugu kurulmus oldu. Ãâ€Ã‚°ste bu toplulukta Capoeira'nin ilk temelleri atildi. Yillar gectikce buradaki koleler diger kacanlarinda etkisiyle cogaldilar, cogu zaman beyaz insanlar bu toplulugu yok etmek istedi fakat ormanlar icerisinde saklanan koleler her zaman tam donanimli askerleri Capoeira ile puskurtmeyi basardi. Boylece Capoiera koleler arasinda silah ve ozgurlugun sembolu olarak gorunmeye baslandi. Topluluktan ayrilan bazi koleler diger kole gruplarina katilarak onlara Capoeira ogretmeye basladilar. Haftanin her gunu koleler gizli gizli Capoeira calisiyorlardi. Beyaz insanlar muzik ve dans karisimi olan Capoeira'nin aslinda olumcul bir savas sanati oldugunu anlamadilar. 13 mayis 1888 yilinda (yani kacirildiktan 25 yil sonra)koleler resmi olarak ozgur oldular. Bu gunden sonra bazi Afrikalilar evlerine donduler. Digerleri ciftliklerde ve kasabalarda is bulamadilar ve cogu sehirlerde potansiyel suclu oldular. Kalanlar yani Capoiera bilenler bu bilgilerini kulladilar ve cogu politikacilara bodyguard oldu. 1890'li yillarda az da olsa bazi ust tabaka insanlar Capoeira calismaya basladilar bu politikacilari korkuttu ve korunmak icin ozel bir polis timi kuruldu ve bir kanun cikarildi bu kanunun B kisminda bazi Capoeira hareket, antreman ve suc maddeleri bulunmaktaydi. Daha sonra Capoeira ile ilgilenen herhangi bir insanin aninda cezalandirilmasini ongoren bir kanun daha cikti. Bu konunlara karsilik olarak Sampio adinda Capoeira ustasi bir polis sefi butun adamlarina Capoeira ogretti ve bu sekilde suc isleyen butun sebekelerin suyunu kuruttu. Fakat bu da yeterli olamadi. Capoeirayi yasaklayan kanun 1920 yilina kadar gecerliligini korudu. insanlar gizli olarak halk dansi adi altinda Capoeira calisiyorlardi ve boylece cogu toreyi korumus oldular. 1937 yilinda onemli ustalardan birisi bu sporu bir sanat olarak sunamasi icin Baskente cagirildi, cok basarili bir sekilde Capoeira'yi tanitan usta evine donunce yasal bir Capoeira okulu acti bu sekilde Capoeira gun gectikce gelisti ve ulke capinda bir spor haline geldi.
Aba Guresinin Tarihcesi Gures sporunun tarihine bakildiginda en eski gures turu olarak Aba Guresi gozlenmektedir. Bu gures turu Iskit, Saka, Uygur, Karahan, Mogol, Ozbek, Kazak, Cagatay, bugunku sinirlar icerisinde de Gaziantep, Antakya yorelerinde konaklamalarini yapan Kizik Turklerince yapilmaktadir. Aba guresi, dunyada giysilerle yapilan ilk gures turlerindendir. Orta Asyada mucadele ve askeri egitim araci olarak yapilan gures sporu M.O. 4 yyda Turk topluluklarinca Cinililere ogretilmistir. Hatta uzakdogu yakin bogusma sporlarindan olan Judo, Aba Guresinin biraz degistirilerek modernize edilmis seklidir.
Aba Guresi Aba; koyun yununden orulmus kalin, saglam, kolsuz, onu acik, boyu dizkapagina kadar olan mahalli bir giyecektir. 1- Yerli Aba a) Kirmizi Aba b) Boz Aba 2- Maras Abasi 3- Hamis Abasi 4- Cuha Abasi
5- Siyah Aba
6- Urfa Abasi
7- Torun Abasi
Asirtmali Aba Guresi Kurallari
1- Sure
Hava sartlari ve zemine gore belirlenir ve gureslerden once ilan edilir. Ayaktaki sure en az 10, en fazla 20 dakikadir. Yerdeki sure ise en az 30 sn. En fazla 1 dakikadir.
2-Eslesme
Illerde yapilan gureslerde, ayni ko
yden olma, kardes olma vs. onemli degildir. Ancak bu ayrintilar koylerdeki gureslerde onemlidir.
3- Kilo
Sikletler kilo ve yasa gore belirlenir.
A-) Yildizlar ( 15-16 yas )
35-40 kg.- ayak
40-45 kg.- tozkoparan
45-50 kg.- deste
50-55 kg.- kucukorta
55-60 kg.- buyukorta
B) Genisler ( 17-18 yas)
45-50 kg.- ayak
50-55 kg.- tozkoparan
55-60 kg,- deste
60-65 kg.- kucukorta
65-70 kg.- orta
70-80 kg.- buyukorta
80-90 kg.- basalti
Agir siklet- bas
C) Buyukler ( 19 ve ustu )
50-55 kg.- ayak
55-60 kg.- tozkoparan
60-65 kg.- deste
65-70 kg.- kucukorta
70-75 kg.- orta
75-80 kg.- buyukorta
80-90 kg.- basalti
Agir siklet - bas
4- Hakem
Bir meydan hakemi, iki masa hakemi ve bir kusak hakemi vardir. Her guresi icin bir orta hakem vardir.
5- Puanlama
Puanlama yoktur. Sonucu hakemlerin insifiyati belirler.
6- Tezahurat
Gureste herhangi bir tezahurat yapilmaz.
7- Ihtar
Aba guresinde ihtar yoktur. Yanlis hareket diskalifiye sebebidir.
Aba Guresinde Yasak Hareketler El asiran guresci rakibinin kusagina birakamaz. Elle rakibin topuklarina tirpan vuramaz. Asirilan guresci kafayi koltuk altindan gogse dogru cikaramaz. El asiran guresci rakibin kusagini birakarak Cift veya tek dalamaz. Dizden asagi tutmak yasaktir. Rakibini boyunduruga alan guresci onun boynunu sikamaz. Guresci kollarini 90 dereceden fazla actiginda, iki eliyle rakibine kirma gibi tehlikeli oyunlar yapamaz.
Yenen veya yenilen guresci, kesinlikle seyirci tarafindan alkislanamaz.
El asirirken guresciler devamli sag elleri ile asirmak zorundadir.
Asirtmali Aba Guresinde Yenme- Yenilme
El asirtip, kusaktan tutan guresci, elini biraktigi an yenik sayilir.
Tus olan, acik dusen ( yuzukoyu dusmek ) guresci yenik sayilir.
Kalcasi ve omuz yani tam yere degen guresci yenik sayilir.
Geriye atma veya buna benzer bir oyunu yapan gurescinin sirti veya yan tarafi yere gelirse, bu da gozle izlenir bicimde olursa, oyunu yapan bu guresci yenik sayilir.
Asirilan guresci, el asiranin ayaklarini yerden kestiginde, yere duserse, el asiran guresci yenik sayilir.
Aba Guresinde Oyunlar
1- El Asirma : El asiran guresci rakibinin, omuzunun uzerinden elini asirarak, arkadan rakibinin kusagini tutar.
2- Ic cangal : Ic cangali genellikle el asiran pozisyonondaki guresci yapar. El asiran guresci rakibine kalcasini doner, sag ile rakibinin sol ayagini icten sarar ve atmaya calisir.
3- Dis cangal : El asiran guresci, rakibine kalcasini doner. Sag ayagi ile rakibinin ayagini distan sarar.
YAGLI GURES Yagli Guresin Tarihcesi M.O 4. Yydan beri Turklerin gures yaptiklari bilinmektedir. Ilkbahar aylarinda doganin canlanisini kutlamak amaciyla yapilan kutlamalarda, evlenme merasimlerinde, zafer solenlerinde hep gures musabakalari yapilirdi. Osmanli Imparatorlugunda karakucak ve yagli guresler yaygin olarak ustelik de devletin kontrol ve himayesinde yapilmakta idi. Pekcok bolgemizde gures tekkeleri bile kurulmus, bunlarin baslarinda da seyh denilen eski ve unlu pehlivanlar gorev almislardi. Gunumuzde de bu sistemin bir uzantisi olarak, organize edilen gures musabakalarinda aga denilen organizasyonlarin maddi kulfetlerini karsilayan bir kisi bulunur. Bu kisiler genellikle yorenin taninmis ve varlikli kisileridir. 1997 yilinin Kirkpinar Agasi Huseyin Sahindir. Sultan 4. Murad ve Sultan Abdulaziz de bizzat gures yaparak bu spora gosterdikleri ehemmiyet ve ilgiyi ifsa etmislerdir. Yine Edirne Sarayinde 650 yillik gecmise sahip Kirkpinar Yagli Guresleri organizasyonu bu sporun oz kulturumuzle etle kemik misali ayrilmaz bir parca oldugunu gosterir. 1996 yilinda bu sporumuz da dahil geleneksel Turk sporlarinin kalkinma, tanitim ve idamesi icin kurulan Geleneksel Spor Dallari Federasyonu da yagli guresin gelecegi acisindan umut sacan gelismelerdendir.
Yagli Guresin Kurallari Boylar Yagli gures musabakasina her boyda katilan pehlivan sayisinin cok oldugu 1. Sinif ve geleneksel organizasyonlar ile tarihi Kirkpinar musabakalari boylari asagidaki sekilde duzenlenir. 1. Tesvik Boyu 2. Deste Kucuk Boy 3. Deste Orta Boy
4. Deste Buyuk Boy
5. Kucuk Orta Kucuk Boy
6. Kucuk Orta Buyuk Boy
7. Kucuk Orta Boy
8. Bas Alti Boy
9. Bas Boyu Guresci sayisinin az oldugu mahalli yagli gures organizasyonlarinda boylar asagidaki sekilde duzenlenir.
1. Tesvik Boyu
2. Deste Boyu
3. Kucuk Orta Boy
4. Buyuk Orta Boy
5. Bas Alti Boy
6. Bas Boyu
Kura Esleme Tesvik boyundan buyuk orta boya kadar bir defa kura cekilir. Musabaka sonuna kadar bu kuralarla gurestirilir. Bas ve basalti boylarinda her tur kura cekilir. Eslere de en yakin kura numaralari ( 1-2 ve 3-4 gibi ) birbirleriyle gürestirilir. Musabaka Suresi, Yenme ve Yenilme Tesvik boyundan kucuk-orta-buyuk boya kadar musabaka suresi 30 dakikadir. Yenisme olmadigi takdirde 10 dakikalik uzatma suresi uygulanir. Normal ve uzatma sureleri icerisisnde uc ihtar alan pehlivan maglup sayilir. Uzatma suresinde esitlik bozulmamasi halinde musabaka suresiz uzatmaya gider. Ilk puani alan veya uc ihtar verdiren guresci galip sayilir.
Yenik Dusme
Oturmus vaziyette iki elle geriye payanda yapmak, .
Oturmus vaziyette evvela bir elle payanda yapip kendi ekseninde donerek ikinci elini diger yonde payanda yapmak,
Iki dirsegin yere degmesi, .
Bir dirsek yere degmisken diger elin yere payanda yapmasi, .
Yerde ve ayakta guresirken rakibin oyunu ile sirtin yere degmesi, .
Rakibini kaldirarak el ve ayagini yerden keserek uc adim yurumek veya kendi etrafinda bir daire cizmek, .
Gures esnasinda oyun uygulanirken kisbetin cikmasi ve edep yerlerinin gorunme durumu yeniklik sayilir, .
Ayagini rakibin onune atmak sureti ile gerdalanma yaparak yenmek.
|